İNCİLER


Kimsesiz Kimseli Çocuktan Bir  Yazı…





Tutacağım ki kalem tutmayan el kalmasın diye…
                  Hayatta hiç bitip tükenmeyen bir ışığım vardı benim, yüreğime zırh ettiğim tek güç aldığım karanlıkta bile beni aydınlatan ışığım adını okuma sevgisi diye nitelendirdiğim bir ışıktı benimkisi yaşamım boyunca içimde tek güçtü o benim hala da öyledir okuyamasam da. Gece olup ta pencerenin kenarında oturup hayallerimi süsleyen, şekillendiren ışıktı o. Çocuksu yüreğime, sevgisiz filizlenen hayatıma bir ilaç gibiydi okumak. Hiçbir kokuya değişmem o büyülü sırlı kitapların kokusunu o silip karaladığım defterlerimi o tebeşir tozları hele bir de hoca soru sorunca beni kaldırın diye arkadaşlarımla yarışa girmemi bunları hayatım boyunca hiçbir şeye değişmem. Bu yaşıma kadar kime sorduysam en güzel hayatınızı hangi yıllarda yaşadınız diye hepsinden aldığım tek cevap okul yıllarımız. En güzel dostluklar en taze bilgiler hepsi orda okulda benim hasretini kurduğum sadece hayallerimi süslediğim ışığımda. Ama hala vazgeçmiyorum, elbet bir umut bir el uzanır ve bu hayallerim gerçekleşir. O zaman işte tek yapacağım benim gibi okul hasretiyle yanıp tuştan çocuksu yüreklerin, pencere kenarlarında hayallerini kurup asla okuyamayacağım diyenlerin ellerinden tutacağım. Tutacağım ki kalem tutmayan el kalmasın diye…
             B.H



aşağıdaki kitap özetleri öğrencilerin kendilerinin çıkardıkları özetlerdir:
BİLDİRGE:
Kahramanlar: Anna, Peter, Margaret, shelia, Maisia, Farria

Anna adında bir küçük kızın geçmişinde büyük depoda hayatın nasıl geçtiğini anlatıyor. Küçükken yaşadığı kötü Günleri acı acı anlatıyor. Büyük depoda bayan pincent adında bir müdiresi varmış, o müdire çok aksi ters biriymiş. Büyük depoda yaşayan çocuk sayısı bayabir varmış. Bazılarınında yatacak yatakları olmadığı için yerde yatıyorlarmış.
Orada yazı yazmak.. vb. gibi şeyler yasakmış, ama Anna bunu dinlemeyip çiğnemiş bazen günlük tutuyormuş Ve kitap okuyormuş. Büyük depoda kuralları bir bir çiğniyormuş. Büyük depoda gereksiz, tembel, yaramaz, çalışmayan çocukları öldürüp cesetlerini köpeklere yem ediyorlarmış.


                F.Ö.

 YILDIRIM BÖLGE KADINLAR KOĞUŞU:
Çantasında iki tane kimlik olmasına rağmen kimliksiz dolaşmaktan ve sıkı yönetime karşı gelmekten ceza evine girmiştir. Yıldırım bölge kadınlar koğuşu diye bir koğuşa verilmiştir. Orda dışarıda iyi olmadığı kadar içerde iyi olmuştur. Çünkü yalnız olmadığını anlamıştır. Ne kadar doğada ve dışarı havasından da uzak durmuş olsa da orası onu için bir başkaymış. Naciye hanımın ağır sözleri Nebahat’ in sarhoş sevgilisinin kapıya dayanması oradaki insanların sevgi dolu ve pişmanlık duygusuyla aynı zamanda eğlence, macera kısacası çok sıcak bir ortamdı. Her şeyin bulunduğu bir ortamdı. Bir gün cumhuriyet mahkemesine gitmem gerekiyordu. Ve oradan çıkmak istemiyordu. Çünkü dışarıda yalnız olacağını ve bir sürü işin kendisini beklediğini biliyordu. Ve mahkemeye gitti, serbest kaldı. Sevinmesi gereken yerde üzülüyordu. Çünkü hayat dışarıda daha zormuş. 



                                                                                                                                       G.İ.

BİR FARSANIN İTİRAFLARI:
Ağır gelen kefe düştü önüne,
Ruhu esrik rüyalar kanatlandıran bir kartalın,
Düştü zarif boynundan elmas
Tılsım bozuldu.



                                                                                                                                 G.İ..
PALTO:
Sırdan bir devlet memuru olan Akakiy Aka kiyeviç aslında ezilen hor görülen ve diğer meslek arkadaşlarının, sürekli alay konusu olan bir memurdur. Mektupları temize çekme işiyle uğraşır. İşine öyle bir şevkle bağlıdır ki evde bile yatana kadar mektupları temize çekme işiyle uğraşır. ,
Akakiy Akakiyeviç bir gün gene işe giderken sırtının ve omuzlarının donduğunu hisseder çünkü paltosu o kadar eski püskü ki ve her yeri yamalıdır. Aynen bir sabahlığı andırmaktadır. Tersizi petroviçin yanına gider ve terzi artık paltosunun onarmayı reddeder. Çünkü paltosu o kadar eskidir ki artık dikiş tutmayacağını söyler. Ve yeni bir palto dikmeyi önerir. Ancak Akakiy akakiyeviçin aldığı 3 kuruş maaşla değil bir palto diktirmek malzemesinin yarısını almaya yetmez. Ve Akakiy akakiyeviç 3- 4 ay her şeyinden keserek palto parası çıkarır.yeni paltosunu diktirir. Ve onunla işe gider ve onunla alay eden yada varlığını hiçe sayıp yokmuş gibi davranan iş arkadaşları birden yeni paltosuyla Akakiy akakiyeviç görünce direk ilgi odağı olur kahramanımız. Ve şefleri Akakiy akakiyeviçi ve diğer tüm çalışanları paltonun şerefine evine davet eder. Akşam Akakiy akakiyeviç şefinin evine gider fakat ordaki ortama alışık olmadığı için erken evine gider.  Gece geç olmuştur. Ve Akakiy akakiyeviç birkaç serseri sıkıştırır, paltosunu çalarlar. Akakiy akakiyeviç paltosu için her yere başvurmuştur. Fakat hala bir yanıt yoktur. İşlemleri hızlandırmak için mühim birinin yanında gider ve adamdan sert bir tepki alır. Bunun üzerine adam üzüntüden hasta olup paltosunun derdinden ölür ve ruhu huzur bulmaz hortlar ve geceleri boş sokaklarda paltosu olanların paltosunu zorla alır. Bütün insanlar korku içindedirler günlerden bir gün mühim adamın yakasına yapışır ve paltomu ver der. Adam korkudan paltoyu verir ve korkudan oradan hızla uzaklaşır. Hortlak ise bir daha asla ortalıkta görünmez.


                                                                                                                                             G.İ.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...